For Gaza, For Palestine!

Çalınmış bir “ülke”ye ağıt!

Posted by: y e k t a on: Nisan 16, 2009

Çalınmış bir “ülke”ye ağıt!

1946′da bir Filistin vardı…

2009′da artık bir Filistin yok. Yüz yıl süren kışkırtılmış bir Yahudi selinde boğulmuş bir ülke artık Filistin. Toprakları çalınmış ülke, insanları işgale uğramış ülke…

Filistin‘in yiğit evladı Mahmut Derviş diyor ki;

Ve ant içerim ki,
bir mendil işleyeceğim yarına kadar,
gözlerine sunduğum şiirlerle süslü
ve bir tümceyle, baldan ve öpücüklerden tatlı:
“Bir Filistin vardı,
bir Filistin gene var!”

Filistin’in bir sınırı yok, pasaportu yok, yolu yok, sokağı yok, ordusu yok. Filistin, 1946′dan beri dünyanın en acımasız erozyon bölgesi. Siyonizm’e set kuramadığı için bir ülke ve bir halk göçüp gidiyor.

“Topraksız bir halk ve halksız bir toprak” nidalarıyla geldiler. Paralarıyla, bankerleriyle, örgütleriyle, çeteleriyle, istihbarat teşkilatlarıyla kondular Filistinlilerin üstüne. Paramparça ettiler buldukları ne varsa. İngilizler arkasındaydı, Fransızlar, Almanlar… Amerikalılar arkasındaydı. Dünyanın bütün paraları emrindeydi “topraksız bir halkın.” Ve bütün dünya bir olup, “topraksız bir halk” için bir toprak yaratmak üzere, binlerce yılın tortusu bir toprağı halksız bıraktı…

Siyonist, ırkçı, işbirlikçi, terörist bir korsan devlet var şimdi o halksız toprakların üzerinde. 1.5 milyon Gazze’li yılanların önüne atılmış bir minik fare kıvamında yarım yüzyıldan beri. Orduları, topları, tüfekleriyle saldırıyorlar yine…

Düşlerin Filistin‘i ve acıların,
ayakların, bedenlerin ve mendillerin Filistin‘i,
sözcüklerin ve sessizliğin Filistin‘i
ve çığlıkların.
Ölümün ve doğumun Filistin‘i,
taşıdım seni eski defterlerimde
şiirlerimin ateşi gibi.
Kumanya gibi taşıdım seni gezilerimde.
Koyaklarda çağırdım seni bağıra bağıra,
inlettim senin adına koyakları:

Zalim düşmana bağırdım, eyFilistin, senin adına:
“Ölürsem, ey böcekler, vücudumu didik didik edin!”
Karınca yumurtasından kartal çıkmaz hiçbir vakit,
yalnız yılan çıkar zehirli yılanlardan!
Ben barbarların atlarını iyi bilirim.
Bir ben dururum onların karşısında,
bir ben,
gençliğin yüreğiyim her daim,
yüreğiyim beyaz kanatlı atlıların.

Mahmud Derviş böyle bağırıyor…

Ve bir Filistin vardı, bir Filistin gene var! Birleşmiş barbarlara inat, direniyor Filistin.

Gazzeliler direniyor yine, utanmaz bir dünyanın gözleri önünde. Dayan ey Filistin, dayan ki umudu kararmasın onurun, dayanışmanın, insan olmanın.

Dayan bir Filistin olacak!

İnşâallah, inşâallah, inşâallah…

Etiketler: , ,

Filistin Haber Merkezi / Gazze

İslami Direniş Hareketi (Hamas) mübarek Filistin toprakları üzerinde faaliyet gösteren öncü ve etkin direniş hareketlerinden biri olarak kabul ediliyor. Şeyh Ahmed Yasin tarafından temeli atılan hareket diğer direnişçi hareketlerle birlikte Filistin topraklarını özgürleştirme projesini Filistinli tek bir grubun benimsediği bir projeden çıkararak direnişin tüm halk tarafından bir proje olarak benimsenmesini sağladı. Belki de Siyonist işgal devleti ve Amerika’nın ellerindeki tüm imkanları kullanarak nafile bir çabayla hareketi dağıtmak istemesinin nedeni budur.

Hamas Filistinlilerin Kalbindedir

Hamas’ın tarihinde en belirgin olay hareketin Filistinlilerin kalbinde edindiği yerdir. Bilhassa Filistin yasama meclisi seçimlerinden büyük bir zaferle çıkıp İsmail Heniyye başkanlığında Filistin Hükümeti’ni kurduktan sonra. Bu dönüşüm olayı ve Hamas’ın gerek direniş gerekse siyasi alanda yükselmesi basit bir olay değildi. Zira hareket, bazıları için uzak ama Hamas ve direnişçi gruplar için yakın olan kurtuluş rüyasını gerçekleştirmek için nice genç fidanları ve önemli liderleri bu uğurda şehit verdi.

İşgal Liderleri Hamas Liderlerine Suikast Tehdidinde Bulunuyor

Siyonist işgal devletinin liderleri sabah akşam Hamas hareketinin lidelerine suikast düzenlemeye devam edeceklerini belirtiyorlar. Halbuki bu beyinsizler bilmiyorlar ki Hamas lider ve direnişçilerinin suikasta uğraması cihat ve direnişi sürdürme yolunda daha fazla güç, sebat ve ısrar isteğini artırıyor. Siyonist işgal liderleri Hamas’ın önde gelen liderlerinin suikast düzenlemek için İsrail’in hedefi olduğunu ilan ettiler.

Şeyh Yasin Suikastı Hareketi Daha da Güçlendirdi

Siyonist işgal devleti Hamas hareketinin kurucusu Şeyh Ahmed Yasin’i şehit ederek Hamas’ı dağıtabileceğini zannetti. Oysa Şeyh Yasin’in şehadeti harekete daha fazla halk desteği, güç ve sebat sağladı. Şeyh Yasin’in inşa ettiği proje büyümeye ve dal budak salmaya devam etti.  Hicri Safer 1425, Miladi 22 mart 2004 Pazartesi sabahı Şeyh Yasin’in uzun zamandır temenni ettiği şey olan şehadet Allahu tealanın izniyle gerçekleşti. Zira Şeyh Ahmed Yasin camide sabah namazını eda ettikten sonra şehit edildi. Siyonist işgalcilerin barbar bir füze saldırısı sonucu şeyh ve beraberindeki 8 Filistinli cami önünde şehit olmuştu. Şeyh Ahmed Yasin son nefesini vermişti vermesine ama kanıyla, aklıyla ve imanıyla kurduğu ve büyüttüğü kuşağın hikayesi yeni başlıyordu.

Suikast Girişimine Uğrayan Meşal’in Yıldızı Parlamaya Başladı

Hamas Siyasi Birim Başkanı Halid Meşal de Siyonist Mossad tarafından suikast girişimine maruz kalanlardan biri. Güçlü bir kişiliğe sahip olan Meşal 25 Eylül 1997 tarihinde Ürdün’ün başkenti Amman’da Siyonist Mossad ajanlarınca suikast girişimine maruz kaldı. Ancak suikast girişimi tam bir fiyaskoyla sonuçlandı. Zira suikast girişimi sonucunda Ürdün hükümetinin Siyonist işgal devleti ile yaptığı anlaşma gereği Hamas hareketinin kurucusu Şeyh Ahmed Yasin, suikastçi Mossad ajanlarının işgalcilere teslim edilmesi karşılığında serbest bırakıldı. Bu suikast girişimi Halid Meşal’in yıldızının parlamasına, siyaset ve medya alanında daha fazla görünmesine neden oldu. Bunun üzerine Ürdün onu ve bir grup Hamas temsilcisini 21 Kasım 1999’da Ürdün’den uzaklaştırdı. O ve beraberindeki grup kendilerine kucak açan Katar’a geçtiler. Meşal burada bir süre kaldıktan sonra Suriye’ye geçti.

Şehade’nin Şehareti Kassam’a Güç Verdi

Önde gelen liderlerin şehit edilmesinden bahsediyorken Siyonist işgal güçleri tarafından işlenen menfur cinayet sonucu şehit edilen Şeyh Salah Şahade’den bahsetmemek olmaz. İzzeddin el-Kassam Tugaylarını kuran, yerleşim yerlerine baskın düzenleme eylemlerini keşfeden, başta hown olmak üzere tanksavar silahı icat eden, roket ve füze geliştiren bir adam. Öyle ki işgal ordusu tarafından arananlar listesinde bir numaraya yükselmişti. Suikast eylemi (bir adama karşı bir devlet savaşmak zorunda kaldığı için) bizzat Siyonist devletin başbakanı tarafından yönetildi.  Şahade, Siyonist işgal ordusunun Gazze’de 13 Temmuz 2002’de düzenlediği ve çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 15 kişinin şehit düştüğü en menfur katliamlarından birinde şehadete ulaştı. Böylece 20 yıllık askeri ve cihadi hayat sona erdi.

Zehhar’ın Suikast Girişiminden Kurtulması İşgalcileri Çileden Çıkardı

İki şehit babası olan Dr. Mahmud ez-Zehhar ise 2003 Eylül’ünde Siyonist işgal kuvvetleri tarafından evine düzenlenen bombardımandan kurtulmayı başardı.  Mahmud ez-Zehhar Siyonistler tarafından F-16 savaş uçaklarıyla Gazze’nin güneyinde es-Sabra mahallesindeki evine düzenlenen bombardımandan mucizevi bir şekilde hafif yaralarla kurtulurken en büyük oğlu Halid, koruması ve 20 Filistinli şehit oldu. Dr.  Zehhar bir diğer oğlu Husam’ın Hamas’ın askeri kanadı olan  Kassam Tugayları’nda görevini ifa ederken içinde bulundukları aracın bombalanması sonucu şehit olmasından sonran Valid eş-Şehideyn (iki şehit babası) lakabıyla tanınmaya başladı.

Esir Doktor Duveyk de En Ön Safta

Hamas liderleri işgalin zindanlarında bile hayattan uzak değillerdi. Bu liderlerin büyük bir kısmı bu zindanlarda büyük acılar çekti. Mesela Yasama Meclisi Başkanı ve Hamas’ın önde gelen liderlerinden Dr. Aziz Duveyk   halen Siyonist parmaklıklar ardında. Dr. Duveyk’e Batı Yaka’nın Rantisi’si lakabı verildi. Esir Duveyk’e 1992’de beraber Güney Lübnan’a sürüldüğü yol arkadaşı ve sürgüne gönderilenlerin Arapça dilinde sözcüsü olan (ingilizce dilinde sözcüleri doktor Duveyk’ti) Şehit Abdulaziz er-Rantisi’den dolayı bu lakabı seviyordu. Hamas hareketi 15 Şubat 2006 Çarşamba akşamı Dr.  Duveyk’i Ruhi Fettuh yerine yeni Yasama Meclisi başkanı, Gazze’den Dr.  Ahmed Bahr’ı birinci yardımcısı Tulkerem’den Hasan Harişa’yı da 2.  yardımcısı olarak seçtiğini açıkladı.

Şehit Mukadime İhvan’ın ve Hamas’ın Beyni

Doktor ve düşünür İbrahim el-Mukadime ise barbar Siyonist işgalcilerin füzeleri sonucu şehit edildi. Mukadime Müslüman Kardeşlerin Filistin’deki beyni, İslami Direniş Hareketi (Hamas)’ın kurucu lideri, Hamas’ın güvenlik birimi birinci komutanı ve Şehit İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın 1996 yılında askeri komutanıydı.  Lider Yahya Ayyaş’ın şehit edilmesinden sonra Kassam Tugayları tarafından indirilen darbelerden Siyonist devleti korumak için uluslararası güçler Şarmu’ş-Şeyh’te toplanmak zorunda kalmıştı. Diş hekimi olan İbrahim el-Mukadime yalnızca askeri ya da siyasi bir kişilik değildi, aynı zamanda Yüce Allah’ın ilimle nasiplendirdiği kişilerden biriydi. Akidede alim, tefsirde müctehid, hadiste söz sahibi, fıtıhta bir duruşu olan şair düşünür biriydi, eğitimde teori sahibiydi. İşte bütün bunlardan dolayı Siyonist işgal güçleri  8 Mart 2003 cumartesi sabahı Gazze’de işine giderken onu ve beraberindeki üç kişiyi şehit ettiler.

Devrimci Doktor Şehit Rantisi

Siyonist işgal kuvvetlerinin şehit ederek Hamas hareketine son verebileceklerini zannettikleri başka bir şehit de Dr. Abdulaziz er-Rantisi’dir. Ancak Rantisi’nin şehadetinden sonra  hareket çok daha güçlendi ve adı tüm dünyada yankılanmaya başladı.  Rantisi (Allah rahmet eylesin) mantıklı ve ağır başlı bir şahsiyetti ancak Siyonistleri çileden çıkarıyordu. Çünkü Filistin kamuoyunu harekete geçirebiliyordu. Hayatı mücadele, cihat ve davetle doluydu. Tutuklanmalar, işkence ve sınırdışı edilmeler hiç peşini bırakmadı. Dr.  Rantisi Siyonist işgal uçaklarının düzenlediği bir suikast girişiminden kurtulmayı başardı. Ancak Siyonist işgal kuvvetleri daha sonra arabasına düzenledikleri bir hava saldırısı ile  Dr.Rantisi’yi ve beraberindeki üç arkadaşını 17 Nisan 2004 Cumartesi günü Gazze’nin kuzeyinde bulunan el-Gafri bölgesi el-Cela caddesinde şehit ettiler.

İki Cemal Batı Yaka’nın Uyanmasına Vesile Oldu

Aynı cihat ve direniş yolunu iki Cemal de izledi. Cemal Mansur ve Cemal Selim de Batı Yaka’da aynı düşüncenin bayraktarlığını yaptı. Hayatları iman, üretim ve fedakarlıkla doluydu. Allah rahmet eylesin birlikte işgal altında bulunan Batı Yaka’da İslami Direniş Hareketi’nin ilk temelini attılar. İkisinin yetiştirdiği onlarca istişhadi kahraman düzenledikleri eylemlerle Siyonist devletin sarsılmasına neden oldu. Barbar Siyonistlerin helikopterle Nablus’taki ofislerine düzenlediği hava saldırısında ikisi de şehit edildi.

Bir Direnişçi Olarak Allame Profesör Nizar Reyyan

Allame Prof.  Dr.  Nizar Reyyan (Ebu Bilal) de Siyonistlerin yaptığı bir katliam sonucu şehit edildi. Hicri 5 Muharrem 1430, Miladi 1 Ocak 2009 tarihinde F16 uçaklarının dört katlı evini bombalaması sonucu aralarında 4 hanımının da bulunduğu ailesinden 15 kişiyle birlikte şehit oldu. Mücahit Dr. Reyyan’a övgüde bulunan Hamas, direnişe devam edeceklerini, muhalefet edenlerin kendilerine zarar veremeyeceğini, kendilerine karşı işbirliğinde bulunanların kendilerini yoldan alıkoyamacağını, bu barbar cani ve vahşi Siyonist saldırının kendilerini korkutamayacağını, Hamas liderlerinin bu mübarek dava ve bu fedakar halk uğrunda kanlarıyla ve canlarıyla kendilerini feda etmeye hazır olduklarını bildirdi.

Şehit Bakan ve Milletvekili Said Siyam

Şehit Reyyan’dan 15 gün sonra İçişleri Bakanı ve milletvekili Said Siyam Hakka yürüdü.  F16 savaş uçaklarıyla, oğluyla birlikte kardeşinin evinde bulunduğu bir sırada yapılan gaddarca saldırı sonucu şehit oldu. Allah’a itaatle geçmiş 50 yılın ardından şehadete yürüdü. Hayatı üretim, cihat, direniş ve Filistinlilere hizmetle geçti. Şeyh Siyam’ın şehit edildiği haberini alan Gazzeliler cami hoparlörlerinden şehidi öven çağrılarda bulunarak Siyam’ı temenni ettiği şehadete ulaşması nedeniyle tebrik ettiler.

Hamas Liderlerinin Şehadeti Direnişe Güç Katıyor

Siyonist işgal devleti, İslami Direniş Hareketi (Hamas)’ın liderlerine suikast düzenlemeye devam ettikçe hareketin düşüncesi daha çok yayılıyor, daha çok güçleniyor, azim ve sebatı daha çok artıyor. İşgalciler bedenlere suikast düzenliyor ama bu insanların taşıdığı fikir insanların ve Filistinlilerin kalbinde atmaya devam ediyor. Liderlerinin kanlarından destek alan, liderlerinin şehadetini ölümsüz islami davet için yakıt yapan hareket yolundan asla dönmeyecektir. Tarih şunu ispatlamıştır ki liderleri suikaste uğrasa bile aziz Filistin toprakları üzerindeki Siyonist mevcudiyete karşı verilen amansız savaş rabbani harekete yeni bir hayat bahşedecektir.

Etiketler: ,

Filistin’in üç düşmanı

Posted by: y e k t a on: Nisan 16, 2009

Gazze’ye yönelik son saldırılar, Bediüzzaman’ın yüz yıl önce dile getirdiği tesbitin haklılığını bir kez daha gösterdi.

Üstad o ifadesinde diyordu ki:

“Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz.” (Divan-ı Harb-i Örfî, s. 23)

Baskı, zulüm ve sömürüye maruz her insanda ve dolayısıyla bu durumdaki Müslümanlarda da hakim olan psikoloji, bu baskı, zulüm ve sömürüyü yapan “düşman”ları suçlamaya yöneliktir.

Ve hiç şüphe yok ki, bu suçlama haklıdır.

Ama tek başına meseleyi çözmez. Elinde bulundurduğu güce dayanarak zulmeden düşman, suçlama ve yakınmalarla bertaraf edilemeyeceği gibi, onun insafa gelmesine de yardımcı olmaz.

Olsa olsa, zulme boyun eğmeme ve direnme bilinç ve kararlılığının ifadesi olarak işe yarar.

Ancak bu direnişin başarılı olmasının da şartları vardır ve Üstadın aktardığımız tesbitinde bu şartlar gayet özlü şekilde ifade edilmektedir.

Bu tesbitle Müslümanlara deniliyor ki:

Hariçteki düşmanların hücum ve taarruzlarına maruz kalabilirsiniz. Ama siz asıl düşmanı kendi içinizdeki cehalet, fakirlik ve ihtilâflarda arayın. Gücünüzü ve enerjinizi tüketip sizi haricî düşmanlar karşısında da zaafa düşüren asıl tehlikeler bunlardır. Evvelâ bunlara çare bulun.

Gerçekten de, cehalet karanlığında, fakirliğin pençesinde ve ihtilâflarla bölünüp parçalanmış bir toplumun, dışarıda başka düşman aramasına gerek yok. Çünkü o kendi içinde çökmüştür.

Ve hariçteki düşman da, bu durumundan istifade ederek hücum edip taarruzunu şiddetlendirir ve o toplumu boyunduruğu altına alır.

Buna meydan vermemek için evvelemirde yapılması gereken şey, cehaletin ilim ve eğitimle, fakirliğin kalkınma hamleleriyle, ihtilâfların da sıkı bir ittifak ve dayanışma ile izale edilmesidir.

İlim ve eğitimle aydınlanmış, kalkınarak zenginleşmiş, ortak hedef ve idealler etrafında kenetlenmiş bir toplumu hiçbir dış güç yıkamaz.

Aslında Filistin halkı, Arap toplumları içerisinde eğitim düzeyi en yüksek olanlardan biri olarak biliniyor. Ve bunda Hamas’ın da, ilkokuldan üniversiteye kadar kurduğu eğitim kurumlarıyla son derece önemli katkıları söz konusu.

Ancak tek başına eğitim, sorunu çözmüyor. Diğer şartların da tamamlanması gerekiyor ki, bütününden sağlam ve muhkem bir yapı çıksın.

Ve o noktada Filistinliler, eğitim alanındaki başarılarını, ne yazık ki, meselâ ittifak ve tesanüd konusunda ortaya koyamıyorlar. El FetihHamas bölünmüşlüğü ve onun haricinde irili ufaklı diğer Filistinli grupların dağınıklığı ortada.

Yakın zamanda El Fetih ve Hamas mensuplarının virane Filistin sokaklarında birbirleriyle silâhlı çatışmalara girerek İsrail’i memnun ettiklerini de derin bir üzüntüyle hatırlamaktayız.

Bu bölünmüşlük bir an önce sona erdirilmeli. El Fetih ve lideri Abbas Hamas’a kucak açmalı, Hamas da Abbas’ı “İsrail’in ve Batının adamı, işbirlikçi hain” olarak suçlamaktan vazgeçmeli ve İsrail’e karşı yekvücut bir tavır sergilemeliler.

Yeni ABD yönetimi ve AB de Hamas’ı reddeden, dışlayan, “terörist” olarak suçlayan politikalarını terk ederek, Filistin halkının seçimine saygı göstermeli ve Hamas’ı sürece dahil etmeli.

Ve Filistin’in üçüncü düşmanı fakirlik, zaruret. Gerek İsrail’in amansız abluka ve ambargosu, gerekse gerçekçi bir stratejiye de dayanmadığı görülen sürekli savaş ve çatışma ortamı, bu kronik sorunun aşılmasına engel teşkil ediyor.

Öyle ki, Türkiye’nin TOBB inisiyatifiyle Gazze’de inşasına giriştiği sanayi sitesi projesi dahi, bu ortam yüzünden ilerleme kaydedemiyor. Nitekim İsrail’in son saldırıları bu projenin bir kez daha meçhul bir tarihe ertelenmesine yol açtı.

Filistin eğer İsrail’e karşı cihadda başarılı olmak istiyorsa, evvelâ kendi içindeki cehalet, zaruret ve ihtilâf düşmanlarını alt etmek zorunda.

Diğer bütün İslâm toplumları gibi.

(Kazım Güleçyüz, Yeni Asya, 2009-01)

Etiketler: ,

İsmail Haniyye ve Abbas Arasındaki Fark!

Posted by: y e k t a on: Şubat 5, 2009


İşte biz bu insanları bu yüzden sevdik, davalarını davamız bildik. Nefret ettiğimizle de inadına nefret ettik. Çünkü Gazze ruhu bizde de var. Kudüs ateşi bizde de yanıyor, söndürülmesi imkansız!


Yazının devamını oku »

Hayber hayber ya yahud, Ceyşu Muhammed Sevfe Yeud..!

Posted by: y e k t a on: Şubat 5, 2009

Siyonistler en çok bu slogandan korkuyor!

Netenyahu’nun babası olan Yahudi profesör aynen şunu yazdı; “Beni dünya üzerindeki gösterilerde en fazla korkutan slogan şu; ‘Hayber hayber ya yahud, Ceyşu Muhammed Sevfe Yeud.’ ” Çünkü biliyorlar ki Muhammed’in ordusu geldiği zaman sadece Gazze’den değil, denizden, karadan, havadan, her taraftan gelecekler ve Siyonistler tamamen ortadan kalkacaklar.

HAMAS Siyasi Büro Yöneticisi Ziyad Ebu Zeyd Vakit’ten M.Mustafa Uzun’a konuştu: “Kudüs bütün Müslümanlara bırakılmış bir emanettir. Dolayısıyla bu sorun sadece Filistinlilerin değil, tüm ümmetindir. Birgün hep beraber Siyonistleri kutsal topraklardan kurtaracağız.”

Siyonistler 22 gün boyunca Gazze’nin üstüne kan, kin ve nefret yağdırdılar. 1500 civarında can düştü toprağa. İsrail, 100 yıllık taktiği ile halkı yöneticilerine karşı kışkırtmak ve HAMAS’ı etkisizleştirmek istedi. Bu defa olmadı işte. HAMAS dimdik ayakta ve halkı ile omuz omuza mücade ediyor. Ziyad Ebu Zeyd de HAMAS’ın yöneticilerinden, nur yüzlü bir yiğit. Umut dolu. İnanmış bir yürek olduğunu deyim yerindeyse ‘yüzünden okuyabiliyorsunuz.’ Gazze’den yeni haberler getirdi. Hepsi hakikaten umut veren haberler.


KUDÜS ÖZGÜRSE ÜMMET DE ÖZGÜRDÜR

- Filistin ile başlayalım isterseniz. Nedir bu sıkıntının asıl nedeni?
- Filistin ümmet demektir. Kudüs’te ne zaman bir sıkıntı varsa ümmet zor durumda demektir. Mesela Moğollar bölgedeydi ve biz biliyoruz ki o dönemler ümmet için zor günlerdi. Haçlılar Kudüs’ü işgal ettiler ve biz biliyoruz ki o dönemler de ümmet için çok zor dönemlerdi. Şimdi Kudüs yine işgal altında ve biz biliyoruz ki ümmet yine zor durumda. Kudüs esirse ümmet de esirdir, Kudüs özgürse ümmet de özgürdür. Aslında tüm hikaye bu.

- “Filistin bir sınav kağıdı/ Her mü’min kulun önünde” diyor bir Türk şairi (Cahit Zarifoğlu), bu anlamda siz olaya nasıl bakıyorsunuz? Yazının devamını oku »

Şehidlerin Yolunu Sürdüreceğiz – Şehadet Ayı

Posted by: y e k t a on: Şubat 5, 2009


Şubat ayı, hayatlarını imanlarına şahid kılarak tarihe damgasını vuran birçok İslami hareket önderinin şehid edildiği ve bir çok yiğidin toprağa düştüğü bir aydır.

Bu sebeple biz Şubat ayı boyunca özellikle yakın tarihte İslami mücadeleye damgalarını vuran ve Şubat şehidlerinin arasına giren bazı ‘adam’larımızdan söz edeceğiz. Amacımız onları elimizden geldiğince tanıtmak, kendilerini anmak için özet bilgilerle hayatlarından ve mücadelelerinden söz etmek, böylece insanlarımıza canlı bir örneklik sunmaya ve yeniden hatırlanmalarına vesile olmaktır.

“Müminlerden öyle erler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler; onlardan kimileri adaklarını yerine getirdi(şehid oldu), kimileri ise(şehadetlerini) beklemektedir. Onlar hiçbir şey karşılığında sözlerinden dönmediler.” Yazının devamını oku »

Erdogan: Davos benim için bitti

Posted by: y e k t a on: Ocak 29, 2009

today, just 1 man told the truth, just 1 man demanded his rights and our brothers’ in Gaza, just 1 man exclaimedtoday, Erdoğan attended a session called as “Gaza: Peace Model in The Middle East” in Davos and in a righteuos way he explaint the miserable situation in Gaza, but the homicide just told lies and accused Erdoğan of being Hamas fan, and Erdoğan insisted to answer and said: “Mr Peres, you’re older than me, you shouted when you were talking because you’re guilty, you’re killig people and children, in the Torah it’s written that you won’t kill but you kill and i condemn the people who applaused this brutality.”
and the moderator interrupted Erdoğan many times and Erdoğan said:
“I do not think I will be coming back to Davos after this because you do not let me speak.”

thanks Erdoğan, i am very proud of being Turkey citizen

and last-minute news the homicide apologized to Erdoğan.

hmm if you wanna say something to moderator
this is his email address:

davidignatius@washpost.com

———————————————————————————

bugün önemli bir gün, 3 adamdan sadece 1′i doğruyu söyleyebildi, sadece 1′i hakkını ve Gazze’deki kardeşlerimizin hakkını savunabildi, sadece 1′i zalimin yüzüne haykırabildi

bugün Erdoğan davos’ta “Gazze Ortadoğu’da Barış Modeli” oturumunda haklı olarak haftalardır yaşanan dramı, çifte standardı dile getirdi, katil ise Erdoğan’ı suçlayarak kendini haklı çıkarma derdindeydi, bir de alkış aldı üstelik (!) Erdoğan ise söke söke cevap için süre alabildi ve de sözü bir çok kez kesildi dedi ki. ” sayın peres benden yaşlısın, sesini yükselterek konuştun, bu suçluluk psikolojisinin gereğidir, insanları öldürmeyi siz daha iyi bilirsiniz, çocukları nasıl öldürdüğünüzü biliyoruz, bu vahşeti alkışlayanları da kınıyorum ” moderatör de çabucak bitirip gitmek istiyordu belli ki Erdoğan da bunu üzerine bir daha davosa gelmeyeceğini söyledi.

tarihe not düşülsün ki bugün zalimin yüzüne haykırılmıştır, bugün mazlumun da sesini biri yükseltmiştir, filistinli çocukların “ah”ı yavaş yavaş çıkar elbet, zalimlerin de hesabı görülür elbet..

moderatöre iki çift lafı olanlar buyrun :)

davidignatius@washpost.com

Taşlar sözünde durur.

Nereye koyduysak, öylece kalır orada. Yerinde ağırdırlar. Hangi biçimi verdiysek, sadık kalır yonttuğumuz haline. Beklerler bıraktığımız yerde bizi. Kaypaklık etmezler. Dönmezler verdikleri sözden. Ama senin kanlı dudağından çıkınca söz , “söz” olduğuna utanıyor. “Dönmek” bile dönüyor anlamından. “Cayma” kelimesi kendi yüzüne bakamaz hale geliyor.

Senin durduğun yere ayakucuyla bile girmekten korkuyor vaadler. Fırıldakların başı dönüyor senin dönekliğine bakınca..
Güvenilir taşlara. Emniyet verirler. Yaslanırız kucaklarına. Sırtımızı dayarız hiç kuşkulanmadan. Omuz verirler umutlarımıza. Sert olmaya serttirler ama güleç yüzlerini gösterirler duvar oldukları odalara. Olduğu gibi görünür, göründüğü gibi dururlar.

Ama senin yüzün duvardan da duvar… Soğuk. Isınmıyor. Sırtımızı dönmeye gelmiyor. İnsafın kelimesine bile oda olamıyor kalbinin katılığı. Aldatıyor “aldanma”yı bile. Kancık köpeklerin kuyruğuna kuyruk oluyor kanla çapaklanmış kirpiklerin.

İnsaflıdır taşlar yine de.

Sular dokununca sırtına, eğilir, erir, yol olurlar. İncecik kökler değince ayak uçlarına, bölünür, dağılır, toprak olurlar. Tazecik filizler dokununca omuzlarına, dönüp bakar, yol verir, çatlayıverirler ortasından. Yazının devamını oku »

Etiketler: , ,

Gazze’nin Çiçekleri Okullarına Akın Etti

Posted by: y e k t a on: Ocak 28, 2009

Gazze’nin çiçekleri dün okularına akın etti. Kimi haftalar sonra kavuştuğu arkadaşını kucaklarken, kimi de sıra arkadaşını kaybetmenin acısını yaşadı. İşte, Gazze’den okul manzaraları….

Gazze Şerid

Gazze’nin çiçekleri dün okularına akın etti. Kimi haftalar sonra kavuştuğu arkadaşını kucaklarken, kimi de sıra arkadaşını kaybetmenin acısını yaşadı. İşte, Gazze’den okul manzaraları….

Gazze Şeridi’nde Birleşmiş Milletler’e (BM) ait 200′den fazla okul yeniden açıldı. BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Kurumu (UNRWA), İsrail ve Hamas’ın geçen hafta ilan ettiği ateşkes kararlarından sonra, yaklaşık 250 bin çocuğun devam ettiği bölgedeki 211 BM okulunun dün açıldığını duyurdu.

UNRWA sözcüsü Christopher Gunness, 30′dan fazlası okul olmak üzere BM’ye ait 53 kurumun İsrail’in bombardımanlarında zarar gördüğünü ya da yıkıldığını söyledi. Gunness, UNRWA’nın, tamiratlar devam etse de okulları yeniden açarak durumun normale döndüğü hissini yaratmak istediğini vurguladı. Yazının devamını oku »

Ben Size Kağıt Göndereceğim…

Posted by: nablus on: Ocak 23, 2009


Milli Eğitim Bakanlığı’nın İsrail’in saldırı düzenlediği Gazze’ye yardım için yurt genelindeki okullarda başlattığı yardım kampanyasına Manisa’nın Saruhanlı ilçesinden katılan ilköğretim öğrencisinin zarfından iki aspirin, bir toka, 5 kuruş ve duygu dolu mektup çıktı.

Saruhanlı Milli Eğitim Müdürü Selahattin Baytar’dan alınan bilgiye göre, okullarda başlatılan yardım kampanyasına ait zarflar değerlendirmeye alındı. Komisyon üyeleri tarafından açılan zarfların bazılarından küçük miktarda para çıktı. Duygu dolu mektuplar, komisyon üyelerini duygulandırdı.

56949

Gönül, mektubunda Gazze’dekilere şöyle seslendi: Yazının devamını oku »

Etiketler:

Ve Bir Dua

''ALLAH'ım ümmetimin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum! " Şeyh Ahmet Yasin
Gaza Carnage Counter

İsrail'e;

  • 31,411 kişi taş atmıştır

RSS İsraHaber

Deli Zenciler

Boykot Listesi

Image Hosted by ImageShack.us Shot at 2007-07-06